Yeni yıla yaklaşırken başlayan kar alarmları, günler sonra nihayet gerçek oldu. Çocuklar ve çocuk ruhlular tatil olasılıklarına ve nihayet tatillere sevindi. Bu sevinç 2 gündür Avrupa'daki terör saldırılarıyla gölgelendi, ben de yazdıklarımı yayınlama sevincini yaşayamasam da, ne kadar az sayıda olursa olsun takipçilerimize ve "bebekevimiz"e olan sorumluluğumu yerine getirmeliydim.
Hepinizin bildiği gibi hava tahminlerinin belirttiğinden yaklaşık 48 saat sonra kar etkisine girdik. Bebekevimiz Marmara Denizi'nin kıyısında, sıfır rakımda yerleşik olduğundan burda kar yağması ve tutması için başka yerlerde kıyamet kopması gerekiyor. 4 yaşına yaklaşan Sinan'ın ilk gördüğü 2012 kışında birkaç gün kar yağmış, o da kartopu oynamıştı. Pelin ise ayaklanıp eğlenebileceği ilk kışı olan 2014 kışında şehirde sadece 1 gün yağıp semtimize uğramadığından karı yüksek rakımda oturan büyükbabasının evi yakınında sadece arabaların üzerindeki haliyle tecrübe etmişti.
Bu kış ise güçlü bir kardan adam yapma beklentisi içindeydi, kar değil "k" duyunca bunu söylüyordu.
Geldi-gelecek, Sibirya soğukları, -16 olacak falan derken, semtimize 3 gün önce akşama doğru hatrı sayılır biçimde kar yağdı. Onlar akşam uykusuna geçtiğinde anne-baba arkadaşlarıyla kar seyrettikleri bir kafede "Mavi Dağ Kahvesi" yudumluyorduk. Dönüşte yolda soğuktan titreyen bu iki küçük kardan adamı görüp, eve getirdik:
Hepinizin bildiği gibi hava tahminlerinin belirttiğinden yaklaşık 48 saat sonra kar etkisine girdik. Bebekevimiz Marmara Denizi'nin kıyısında, sıfır rakımda yerleşik olduğundan burda kar yağması ve tutması için başka yerlerde kıyamet kopması gerekiyor. 4 yaşına yaklaşan Sinan'ın ilk gördüğü 2012 kışında birkaç gün kar yağmış, o da kartopu oynamıştı. Pelin ise ayaklanıp eğlenebileceği ilk kışı olan 2014 kışında şehirde sadece 1 gün yağıp semtimize uğramadığından karı yüksek rakımda oturan büyükbabasının evi yakınında sadece arabaların üzerindeki haliyle tecrübe etmişti.
Bu kış ise güçlü bir kardan adam yapma beklentisi içindeydi, kar değil "k" duyunca bunu söylüyordu.
Geldi-gelecek, Sibirya soğukları, -16 olacak falan derken, semtimize 3 gün önce akşama doğru hatrı sayılır biçimde kar yağdı. Onlar akşam uykusuna geçtiğinde anne-baba arkadaşlarıyla kar seyrettikleri bir kafede "Mavi Dağ Kahvesi" yudumluyorduk. Dönüşte yolda soğuktan titreyen bu iki küçük kardan adamı görüp, eve getirdik:
Tabii bulduğumuzda böyle değillerdi, giydirdiklerimizle sabaha dek mutlu uyudular. Sabahsa mutlu olma sırası Pelin ve Sinan'daydı. Kardan adamları içeri alıp üstleri sırılsıklam olana dek fakat kardan adamlar da yokolmadan oynamalarına izin verdik.
Ardından işe geç gidebilme olanağım sayesinde iki küçüğü karda eğlenmeye çıkardım. Sokakta üzerinde kar birikmiş araba bırakmadı-temizlediler, Pelin kerhen ama Sinan harbiden kartopları attı bana. Pantolonlarının üzerine giydirdiğim kalın yağmur tulumları sayesinde onları hafif eğimde kara oturtup kollarından çekerek "minimalist kızak" yaptırttım. Ben de çocukluğumda kaçırdığım eğlence olanağını yakalamaya çalıştım. Hava -2 C olmasına rağmen halen kar yağdığı için hiç üşümedik; yarım saati aşkın ve doyuracak kadar karla haşır neşir olduk.
Din adına insanları tarayıp öldürmeyi hakkaniyet sayanların bulunduğu bir dünya gerçeği oldukça trajik, neyse ki ben bebekevimin atmosferinde bu boğucu histen bir nebze kurtuluyorum.



