29 Aralık 2014

Geç gelen Noel Baba...

Batı değeri, Nordic inancı f
alan demeyin. Noel Baba oyun çocuğunun ihtiyaç duyduğu "konsept" oyun için kaçırılmaz fırsat. İnaniyor mu inanmıyor mu bunu uzmanlara bırakın ve fakat siz bu fırsatı ganimete çevirin. Bu yıl Sinan 44, Pelin 28 aylik olduğu halde Noel Baba'yı "anladilar". Bunda teyzelerinin gönderdiği bir kurmaca Santa videosunun büyük payı  oldu. Hatta Pelin videoyu seyrettikten sonra birkaç gün kapı ziline "noel baba geldi" diye koştu.
Niyetlendim, hazırlık yaptım. İnternetten sipariş ettiğim basit kostüm, teyzemiz ve benim aldığım hediyeler biraraya gelince Noel Baba 2 gün önce  ve Noelden birkaç gün sonra evimize geldi.


Pelin mi nerde? Korktu, bakıcısı Birsen' in bacağına yapıştı sadece hediyesini almak için yaklaştı. 
Günün sonunda Sinan'a "keşke Noel Baba geldiğinde haber verseydin, ben de görmek istiyordum" deyince Sinan özelliklerini anlatırken "ağzında senin sesin vardı anne" deyiverdi. Ne dersiniz anlamış mıdır?
Kesin olan şu ki; evdekiler hediyelere çok sevindiler.


Bizim Noel babamız başka çocuklara götürmek için birer oyuncağımızı istedi. Torbasına Pelin bir bebeğini, Sinansa bir kamyonunu koydu. 
Çocukları mutlu etmek için fırsat kollayanlara duyurun, hergün noel olabilir. Ayrıca dinler dahil tüm insancıl sistemler de sevindirme ve paylaşmayı kutsar.

Film seyrediyoruz...


Sinan Pixar' ın Uçaklar karakterlerine hayran, tıpkı Arabalar için olduğu gibi. Bugün anneanneden dönüşte yolda uyuduğu güzel öğlen uykusundan uyaninca ona Uçaklar-Söndür ve Kurtar önerdim. Gözleri parlayarak kabul etti. Apple TV den filmi izleneye başlamışken ben ona protein-karbonhidrat dengesi büyüme yaşına uygun şu tabağı hazırladım:


Köfte ve kuskus ana yemek, köfte altında kesilmiş tost ekmeği. Servis için kullandığım suşi setini Laleciğim ta Amerikalardan getirmisti. Tabak ayrica limon suyu içinde servis edilmiş havuç ve salatalik çubuklarıyla vitaminden zenginleşmiş, köftelerin yanına eklenmiş likopen halkası domatesler renkleriyle katki yapmayı da ihmal etmiyor. Sol küçük sos tabağında ketçap, mayonez ve hardal var. Evet anladınız; sağlıklı beslenme konusunda pek takıntılı değilim. Doğrusu Sinan bu sosları hic benimsemedi şimdiye dek, hep reddetti. Ama görselliğe ve ağız tadına katkıda bulunacak küçük bir miktar büyük zarar veremez kanımca. 
Sinan eğer film seyretmiyor olsa bu tabağı görünce çığlıği basardı, bu kez öyle olmadı ama iştahla yedi. Tadı yanında görselliğini de önemsediğim bu öğün eminim hafızasında yer edecektir. Sağlıkla...

23 Aralık 2014

Hastalık...

Bebekevimiz bu hafta hastalıkla meşgul:( Sahibemiz Pelin bronşiolit oldu. Burnundan alınan örnek RSV yi adres gösterdi. Respiratuvar Sinsidyal Virus solunum yollarında şiddetli enfeksiyonlar yapabilen bir düşman, özel bir tedavisi yok yani bir antibiotik filan...(Sadece destekleyici tedavi yapılıyor, ateş düşürücüler, bronş açıcılar gibi...)
6 ay önce Sinan' ın okula başlamasıyla her çocuklu ev gibi bizim de hastalık öykümüz başrolde genellikle Sinan olacak şekilde ama nerdeyse Pelin'in abisini hep takip ettiği bir sarmal halindeydi. Ancak ilk kez Pelin abisinden daha ağır biçimde hastalandı. 
Bir gün önce hafif ateş, karın ağrısı ve iştasızlıkla geçen günün akşamında elimizde koca fırçalarla güzel güzel akrilik resimler yapıyorduk, evin koridoru da stüdyomuzdu;


Neyse ki; tanısında güçlük çekilmeyen ve her 4 saatte bir solunum yoluyla ilaclar alan Pelin hızla tekrar mutlu bir çocuk oldu. 
Çocuk olmanin, bebekevi olmanın güzel yanı bu: Gece nefes alma çabasından ve öksürükten uyuyamamış, nerdeyse 2 gündür bir öğün bile yiyememiş olan Pelin tedavinin başlangıcından 12 saat geçmemişken annesinin kankan dansına eşlik etme çabası içindeydi:) Bu anı resimleyemedik, size borçlanmış olalım.

21 Aralık 2014

Perdeler...

Bir evin dışarıya bakan yüzüdür perdeler. Evimizde eksikti, babamiz mîmarî ve mühendiik tarafini yapmişken bu eksiği tamamlamak da bana düştü. 
Sinan doğduğunda fiyatını ucuz bulup heveslenerek aldığım, bunun için kendime 3,5 yıldır kızıp kutusunu bile açmadığım, kullanımını ta çocuklukta annemden gördüğüm kadarıyla bildiğim dilliş makinasını actım. Bu kadar yıldır ufak tefek el dikişi dışında bu tarakta bezim yoktu. Deyim yerinde, hakikaten bezim yok, dolaplardan birinde yıllar öncesi bilmem ki kimin icin dikilmiş yeşil bir ketenden kalan artiklarla 


doğrusu biraz zorlanarak,şu perdeleri diktim. 


Birkaç gündür geceleri perdelerimiz geceleri kapali, melatonin düzeylerimiz ayarli daha güzel uykular uyuyoruz. Gündüzleri ise tam bir dekorasyona doğru gitmenin coşkusundayiz. Bu şık perde bileziklerimizi bulmak icin Pelin 'in feza çantasina bir bakmak yetti.


Aradığınız birçok ufak nesneyi burda bulabilirsiniz. Bir dinozor, küçük takılarınız veya toplu iğnelerinizi koymak için bir kapsül, o gün bebeğinizin gideceği parti için kıyafetine uygun pembe bir bot... Hepsi ve daha fazlasi...
Bu arada evimizin alt katina hummalı bir temizlik faaliyeti başladı. Pazar günü de durmuyoruz.

16 Aralık 2014

Nesibe Teyzenin akşam yemeği sürprizi...

Bu akşam yemeğinde böcek yedik. Yüzlerinizi buruşturduğunuzu görür gibiyim ama gerçekten böcek yedik...
Sevdiklerimize yeni yıl hediyeleri için fikir toplama amaçlı gezintimde aldığım Miki Moise temalı tombalayı pek sevdiler çocuklar. Oyun bir kutuda renkli figürler basili  6 degişik kart ve torbasında bu figürleri tam karşilayan birer tane olmak üzre 24  adet magnetli pulla geliyor. Torbadan rasgele çekilen pullardaki figürler kartlardaki eşlerini buluyor, 6 figürü tamamlayan ilk oyuncu oyunun galibi oluyor.


Çocuklar zevkle oynadılar, Pelin küçük yaşına rağmen torbadan çıkan figürleri ve renklerini doğru biçimde eşleştirdi, ancak konsantrasyonu abisinden çok önce kayboldu ve beni elimden tutup "mutfakta böcek var, gel" diye ısrarla çekti. Kalkıp mutfağa seğirttiğimde masada şu manzarayı gördüm:


Yardımcımız Nesibe Teyzemizin "böcek" salatasi. Böcek deyip geçmeyin, o tam bir protein deposu. Yumurta, ton balığı, patates, peynir, pembe soğanın keskinliği ile birleşip böceğin dolgusunu oluşturmuş. Dışı ise bir miktar organik mayonez ve yoğurtla bezenmiş. Eh,  güzel herşey gibi böceğimiz de biraz sağliksız özelliği de barindiriyor üzerinde. Alttaki yeşil yapraklar ile süslemedeki havuçların hafif kontrastı da harika değil mi? Afiyetle yedik. 
Çocuklar bu süslemelere bayılıyorlar, sofra da onlar için bir oyun alanı ne de olsa. Nesibe Teyzemiz de bu konuda hevesli olunca ona yalnizca bir kez böyle yiyecekleri süsleme örneğini göstermem yetti.

15 Aralık 2014

Denge için emek gerek...

Pelin için tasarlanıp bir çırpıda çıkiıveren  ve bu bloga esini sağlayan bebek evinden sonra doğanin ilahî dengesi gereği Sinan'a da el-ev yapimi ürün sunmalıydık:) Babamiz yapi markete gidip ahsapları aldı, kollari sıvadı veeee bu hafta sonu 2 günde ama toplam 6 saatte ortaya bir garaj çıktı.


Bu ham hali ile bile şirin yapi çevre dostu, icinde elle hareket ettirilen geniş platformlu bir lift ya da asansör var. Sinan ilk bulabildiği Cars ve Planes karakterlerini bir çırpıda yerleştirdi yeni mekana. Bu obje icin gelecek günlerde eklenecek çok şey var, takipçimiz olun.

13 Aralık 2014

Yeni yil hazirligi

Bugün evimizin dami yeni yili karşılamak icin süslendi. Ayrica küçük bir eski yila veda partimiz vardı.


Parti sonrası kalmak isteyen misafirlerimiz oldu, zevkle kabul ettik. Koca bir evimiz var ve misafir severiz.

12 Aralık 2014

Sanat, ruhu besler, akli ehlîleştirir

Bebek evimiz sanatsız kalmamalıydı, biz de bir Fahr El Nissa Zeyd ve Neşe Erdok tablosuyla eksiği tamamlamaya karar verdik.



Babamız çıtaları keserek harika çerçeveler, pleksiglastan ön, balsadan arka kapaklar yaptı;




Tabloların isimleri ve sanatçıları arka kapakta yerini aldı.



Derken tablolar da duvarlara asıldı,




Evimiz sanatla soluk alıyor artık. Eline sağlık babamız. Pelin çok şaşıracak, hadi sabah olsun.

Prolog



Blogumuzun ilk yayınından merhabalar. İki küçük çocuklu olunca ebeveyinin gündemi ister istemez çocuklar, çocuklarla ilgili işler, eylemler oluyor. Bedensel, maddesel dünya da, pekçok kez fikir dünyası da böyle. Bunun en iyi örnekleri çocukları olanların, akabinde çocuklarla ilgili iş girişimleri yapmaları olsagerek, bunu çevremde sık görüyorum. Yakında çocuklu bir arkadaşım yeni tasarladığı bebekli anne çantalarını anne-bebek fuarında sergileyecek... Tersi de doğru galiba, çocuklar büyüyünce gündem de yeniden değişiyor. Bir başka dostum da yürüttüğü çocuklara yönelik bir müzik programını, hem de çok başarılı ve gelir sağlayan bir iş olduğu halde artık bırakmayı düşünüyor.  Bu programı başladığında kızı çok daha küçükmüş, artık büyüdü diyor.
Bu blogun yazılışına dair şöyle ya da böyle sebepsel ahkamlar kesmek yanlış olacak, daha ne çıkacağını ben de bilemiyorum. Ancak temel motivasyonum eşimin ahşap işlemedeki maharetini ve sonuçlarını tanıklık dönemimi paylaşabilmek.
Durum şu: Eşim Nezih ahşabı şekillendirmekte mahir. Aylardır üzerinde çalıştığı ilk kemanının yapımı için ne kadar ısrar ettiysem de bir blog yapmadı. Halbuki sadece yakın ve arkadaşlarımızın facebook sayfasından takip ettikleri kadarıyla izleyicilerinin ne kadar heyecanlı olduklarını ben biliyorum. Kolay mı; bir adam, işi bu olmadığı halde birgün keman yapayım diyor ve bunu gerçekleştiriyor. Eh ne yapalım herşey birarada olmuyor , yapılanları yazıya dökmeye üşeniyor, zamansızlık demeyeceğim, kim şikayet etmiyor ki... 
Bu kez ben karar verdim, kızımız için yaptığı güzel bebek evinden başlayarak bu güzel biçimlendirmelerden tarihe not düşmeye... Kimbilir zaman içinde belki iki küçüğümüzün günlük serüvenlerini de içine alır bu blog, dedim ya nereye gideceğini zaman gösterir. Ben niyet edeyim de: blog hiç okunmasa bile ben, yazmanın sağaltıcı ve yükseltici etkisinden yararlanırım.
Kızımız Pelin 28 aylık, kendisinden sadece 17 ay büyük olan abisinin aksine bir türlü oynamaktan gerçekten hoşlandığı bir "konu", "konsept" bulamadı. Halbuki abisinin Pixar'ın Arabalar ve Uçaklar film kahramanlarından oluşan 2 ayrı "paralel" evreni var, oyun saatlerinin büyük bir kısmı onlarla geçiyor. Düşünüp taşındım, kızıma bir bebek evi alayım diye: piyasada ahşap ve plastik olmak üzere 2 ayrı çeşit bebek evi var, fiyatları 250-500 arasında değişiyor. Fiyat aralığı alt sınırındakileri beğenmedim, üst sınırdakiler ise biraz pahalı geldi. Akşam fikrimi açıklayıp sevgili keman ustamızın (lutier)bir bebek evi yapmaya dair fikrini sordum. Her zamanki gibi bir noktaya gözlerini dikip, fikir aklına yatmamış gibi bakarken, sabırla bekledim. Ertesi gün öğleden sonra beni cep telefonumdan arayıp kızımıza bir bebek evi yapmaya karar verdiğini söyledi. Hiç şaşırmadım, Nezih böyledir, ağırdan alır ilk başta, ama aklına yatmışsa, üşenmez ve yapamayacağı birşey de yoktur. Evimizi aldığımızda örneğin, ana banyo-tuvalete girdiğimde genişliğine şaşırıp , kendime bu kadar alanın ne diye banyo için ayrılmış olduğunu sormuş "burası iyi hamam olur" demiştim, orayı birkaç ayda görenlerin hayranlık duyduğu bir hamam yaptı Nezih, böyledir, yeteneklidir, malzeme bilir, araştırır, öğrenir ve YAPAR... Sonunda geçen cumartesi Bauhaus'tan alınan ahşaplar, aynı gün akşam olmadan balkonumuzdaki keman atölyesinde bu bebek evine dönüştü:




İlk eşyalarımız daha önce İkea'dan Pelin için aldığım bir evcilik setindendi. Ama durun hemen ertesi gün halamız koşup geldi ve tekstil işlemedeki maharetini gösterdi.

Ardından ev daha şirin bir hale büründü: Keçeden yapılan çatı kaplaması, halılar, zeminden çıkan merdivenin yanına da benim bir yerleştirmem olacak, sabredin.


Gecenin tam yarısı evin eşyalarının yapımı başladı, yemek masasının parçaları:






Ve ürün şu oldu:



Yerini buldu:

Işıklarımız da tamamlandı; merak edenler için: birkaç yıl önce İkea'dan aldığımız LED yeni yıl kutlama lambaları onlar. Evimiz karanlığı da yendi, baksanıza Pelin'in köpeği nasıl da mutlu. Arabasını da evin önüne parkettik Pelin'in.


Senin katkın ne oldu diya sabırsızlanıyorsunuz değil mi? Buyrun,



Bir zamanlar her orta halli Türk ailesinin, yoksa komşusunun evinde bu paspastan en az bir tane bulunmuştur. Evin girişi bu nesnenin ençok ve tercihen bulunduğu yerdi, biz de orijinaline uygun bir yerleştirme yaptık. Örgüye meraklı anneanne-babaanneler kalmış orlonlardan, çoğu kez de renk uyumu kaygısı olmaksızın biteviye örerlerdi haroşadan. Tam olarak şöyle örülürdü: Dairenin yarıçapı (istenen paspas boyutu gözönünde tutulmaksızın) uzunluğunda ilmek atılır, yaklaşık 20-30 derecelik yaylar örülür ve kesilir, sonra bu yaylar kenarlarından dikilip birleştirilerek bir daire oluşturulur, dairenin dış çeperine  de tercihen tek bir renkten,  dilimli görünüm veren yekpare örülen bir dış şerit parça dikilerek elemanların biraradalığı pekiştirilir. (üşengeç örgücüler bu son parçayı örmez ve titiz dostları tarafından paspasın özensizliği konusunda eleştiri alırlardı).  Ortaya çıkan paspas tesadüfi boyutuna uygun bir ev kısmında kendine yer bulurdu. Ben bu paspası model alarak yine keçeden ve kısmen üstüste yapıştırma formülüyle ürettim. Örgü sevenler alınmasın, bende onlardaki maharet yok.