29 Haziran 2015

Hayat akarken…

Nefes alıp şöyle bir baktım ki yazmayalı çok olmuş. Hayatımız çocuklu olmanın ötesinde hızlı aktı bugünlerde. Babam;   ailemizin dedesi ciddi bir kalp krizi geçirip hastaneye yattı; ardından henüz yoğun bakımdayken böbrek yetmezliği yine girdi ve hastanede kalışı uzadı. Bu süreç büyük ailemiz açısından biraz çalkantılı oldu...Yeter ki daha kötü şeyler olmasın, dedemizin  hastanede kaldığı süreçte yurtdışında yaşamakta olan iki teyzemizin de katılımıyla ailemiz yeniden kalabalıklaştı, bir araya gelişlerimiz arttı. Küçük çocuklar için büyük ailenin bir araya gelmesinin ne kadar önemli olduğu herkesçe malum. Ancak annem ve babam İstanbulun uzak bir noktasında ikâmet ettikleri için onları ziyaretimiz sık olamıyordu. Ayrıca iki kız kardeşimin aynı zamanda burada olabilmesi ihtimali de pek fazla değildi.   Biraraya gelinen yer anneannenin ve teyzenin evi olup bunlarda site içinde bahçeli olunca çocuklar için bu bir araya gelişler bir kat daha eğlenceli.  Pelin ve Sinan bahçe oyunlarıyla zenginleşen aktiviteler yanında; dalından koparıp dut, ağacını sallayarak erik yiyorlar.

İki ev arasında teyzeler ve kuzenlerin kucaklarında mekik dokuyorlar öğlen uykusu zorunluluğu olmadığından kendilerini büyümüş hissedip ağaçlara  tırmanmaya çalışıyor, 


tatlı ve ciddî köpek Sunny ile hafif gerilimli ancak barışçıl bir ilişki kurarken anne ve baba otoritesinin izin verdiğinden daha çok fındık ezmesi, çikolata ve dondurmayla da taçlandırıyorlar haftasonlarını. 
Tüm gün uykuya direnmek kimin haddine, zaman zaman da şöyle görüntüler çıkıyor ortaya; 


Tüm bunlarla birlikte de biz erişkinleri yaşadığımız ciddi problemin etkisinden uzak tutuyorlar. Bu nedenle örneğin annem babamın uzamış hastane periyodunu daha kolay yaşıyor. 
Babam yakında eve dönecek, durumu ümitvâr. Sinan'ın doğumunda bir süre önce başlayan demansı yüzünden çocuklarla ilişkisi bir büyükbabadan beklenecek kadar sıcak ve hareketli değildi babamın. Yaşadığı bu ölümcül kriz gördüğüm kadarıyla onu daha konuşkan ve dışa dönük yaptı ama kalıcı olur mu ve torunları ile ilişkisini daha canlı hale getirir mi doğrusu meraktayım. Yaşanan sağlık problemi çok ciddi de olsa ben bardağın dolu tarafını görüyorum. Hepimiz bir araya gelmenin verdiği güvenin; çocuklarım büyük aile olmanın keyfine vardık.
Bugün Pelin'in Sinan'a dediği gibi "çünkü biz bir aileyiz".

3 Haziran 2015

Birer zihin karıştıcı (geliştirici) olarak eşsesliler ve unutkanlık

Yakin arkadaşım 5 yıl kadar önce oğlu ve kızı ile onlar bizimkilerin şimdiki yaşlarından azıcık büyükken eşsesliler oyunu oynadığını, bunun özellikle arabada, yol seyrinde işe yarayan bir oyun olduğunu söylemişti. Hatta oğlunun bulduğu bir eşsesliyi heyecanla anons edişine gülmüştü. Tavuk-tavuk. Bu şehir çocuğu yediğimizle kümestekini ayrı addetmiş. Hoş; acaip ortamlarda garip süreçlerle büyütülen bu tavuklar belki de doğal ortamlarında yetişenlerle ancak eşsesli olabilirler, doğruluk payı var.
Ben bu yazıyı yazmayı planlayıp, konuyu hatırlayayım diye başlığı not ederken "unutkanlık" yoktu içinde. Amacım son 1-2 aydır çocukların her ikisinde ama özellikle  Sinan'da farkettiğim eşseslilik ile ilgili bir yaşantıyı yazmaktı. Şimdi,  yazmaya koyulduğum şu anda ise beynimi zorlamama rağmen zinhar, bir zerre bile hatırlamıyorum bu konuda. Eşseslilerle ilgili  bu tecrübe uzun süredir tekrarını izlediğim bir "şey" di aslında. Ama tüm zorlamalara rağmen herşey biri bir silgiyle silmişçesine yok. Biliyorum ki sonradan , çok uzun olmayan bir süre içinde hatirlayacağım bu ayrıntıyı. Bu garip unutkanlık şekli bende ikinci doğumdan sonra oldu. Kendi-gözlemim unutkanlığımın münferit ve noktasal ve ikincil olaylar-şeylerle ilgili olduğu. Yani günler geçiyor ama sadece 1 şey unutmuş oluyorum. Bu şey asla çocukların temel ihtiyaçları, hastanın ameliyat onayı alınması, ameliyat ajandam gibi "ana" konular değil; tâlî konularda oluyor. Bu da; oldukça önemli olmasına rağmen konunun günlük hayatımda önemli bir probleme neden olmayışını sağlıyor.
Ama şimdi çocukların gelişiminde bir basamağı anlatan "eşsesliler" başlığını yazamamak, hatırlayamamak beni üzüyor. Umuyorum hatırlayacağım, umuyorum içtiğim günlük omega3 kapsülleri işe yarayacak, hiç unutmayacağım. Umuyorum...