Bebekevimizin iki bebeği ve ebeveynleri bugün "dışarı" daydık. Sinan 4 yaşına yaklaştığı halde halâ bir tiyatro seyri olanağı sağlamamıştık ona. Bunda, Sinan'ın halen bırakmadığı öğlen uykuları en önemli nedendi. Enson çocuk oyunu başlangıç saati genellikle 15'i geçmiyor., o sırada da Sinan halen uyuyor oluyordu. Bugünse Sinan da Pelin de oldukça geç uyandılar, kahvaltımızı yaparken babamız yakınımızdaki AVM tiyatro salonunda saat 11 deki oyuna biletimizi aldı. Kendimi baştan akladım ama bu gecikmenin sebeplerinden biri de benim memleketimdeki oyun seyir tecrübemden bu sanatın oldukça kifayetsiz icra edildiğine dair edindiğim kişisel kanıdır. Ha başka ülkede çok mu deneyimledin ki böyle söylüyorsun diyenlere cevabım: Benim deneyimim sadece Türkiye tiyatrosuna dair, başkasını görmedim Aksini söyleyenlere iddialarını kanıtlayacak son 10 yılda sahnelenmiş 10 örneği tavsiyeleri ile seyredeceğimi ve fikir değişiklikliğimi kamuoyu önünde özürlerimle birlikte ifade edeceğimi bilmelerini iserim.
Tiyatro salonunun bulunduğu AVM ye iki çocuklu bir aile için vakitlice gittik, yolda bizden dondurma isteyen Pelin'in bu isteğini gerçekleştirme zamanımız oldu böylece. Her ikisine 2 çeşitten oluşan birer top ki; içeriğin yarısı Sinan için kaçınılmaz olarak çilekli ve potansiyel ihtilafı önlemek için kaçınılmaz olarak her ikisi için aynı idi. Afiyetle yediler, biz de fırsat bilip birer topu gövdeye indirdik, aile çemberimizde flora alışverişi anlamında olumlu etkisi muhakkak olacak olan dondurma külahı değişimlerini anlatmayı uygun bulmuyorum, ama fon " anne senin dondurmana bi bakabilir miyim" ile süslüydü.
15 dakika kala tiyatro salonuna geçtiğimizde çocukların heyecanı gözlerinden okunuyordu, Sinan bunu birkaç kez kahkahalarıyla süslü sesi ile ifade de etti. Oyun başladığında her ikisi de şaşkındılar, tüm oyun boyunca Sinan, büyük kısmında da Pelin odaklanabildiler. Oyunun 10. dakikasına varmadan Türkiye'de tiyatro hakkında ilk cümlelerimde beliren fikrimde haklılığımı üzülerek yeniden gördüm. Ucuz bir prodüksiyon, berbat bir müzik, akıllara "cefa" oyunculuk...Bu gencecik oyuncuların aynı anda sürdürdükleri başka ve daha önemli işleri var ki bu oyuna hiç odaklanamıyorlar. Sözümona müzikli oyun, sözler hikayenin bir kısmını anlatıyor, iş ki bu playback müziğin sözlerini anlayabilelim. Erişkin olarak "dudak okuma" şansımı kullanabilirim diyorum ama ne mümkün oyuncular sözlerin tümünü bilmiyor ya da bildiklerini söylemeye yanaşmıyorlar. Hele "aradığı prensesi" , "rapunzel" i bulan prensin onunla kafa kafaya söylediği "fiîli son" şarkısındaki hali. Beden, (sevgilinin başına dayanmış baş dahil) salonda, fakat ruh salonun sınırlarını delip geçen gözlerin anlattığı kadarıyla "enaz şehirlerarası" bir sevgilinin hülyasının arkasında ve bizden çok çoook uzakta...
İki perdelik işkence, 4 kişilik aileye 80 TL ye. Sudan ucuz...
Oyundan sonra çocuklu bir çift arkadaşımızda geçirdiğimiz yenileyici saatlerden sonra eve geldik. Çocuklar uykuya geçerken mutad olduğu üzere günlük deneyimlerimizin olumlu yanlarını ön plana çıkaracak paylaşımlar yaparız, bugüne dair paylaşımımız tiyatro salonunun ne kadar "büyük" olduğu ve Erkan Amcalara yeniden gitmenin zevkli olacağı şeklindeydi.
Neyse ki günün sonunda içimi ısıtan şu güzel fotoğrafı çekebildim:
Tiyatro salonunun bulunduğu AVM ye iki çocuklu bir aile için vakitlice gittik, yolda bizden dondurma isteyen Pelin'in bu isteğini gerçekleştirme zamanımız oldu böylece. Her ikisine 2 çeşitten oluşan birer top ki; içeriğin yarısı Sinan için kaçınılmaz olarak çilekli ve potansiyel ihtilafı önlemek için kaçınılmaz olarak her ikisi için aynı idi. Afiyetle yediler, biz de fırsat bilip birer topu gövdeye indirdik, aile çemberimizde flora alışverişi anlamında olumlu etkisi muhakkak olacak olan dondurma külahı değişimlerini anlatmayı uygun bulmuyorum, ama fon " anne senin dondurmana bi bakabilir miyim" ile süslüydü.
15 dakika kala tiyatro salonuna geçtiğimizde çocukların heyecanı gözlerinden okunuyordu, Sinan bunu birkaç kez kahkahalarıyla süslü sesi ile ifade de etti. Oyun başladığında her ikisi de şaşkındılar, tüm oyun boyunca Sinan, büyük kısmında da Pelin odaklanabildiler. Oyunun 10. dakikasına varmadan Türkiye'de tiyatro hakkında ilk cümlelerimde beliren fikrimde haklılığımı üzülerek yeniden gördüm. Ucuz bir prodüksiyon, berbat bir müzik, akıllara "cefa" oyunculuk...Bu gencecik oyuncuların aynı anda sürdürdükleri başka ve daha önemli işleri var ki bu oyuna hiç odaklanamıyorlar. Sözümona müzikli oyun, sözler hikayenin bir kısmını anlatıyor, iş ki bu playback müziğin sözlerini anlayabilelim. Erişkin olarak "dudak okuma" şansımı kullanabilirim diyorum ama ne mümkün oyuncular sözlerin tümünü bilmiyor ya da bildiklerini söylemeye yanaşmıyorlar. Hele "aradığı prensesi" , "rapunzel" i bulan prensin onunla kafa kafaya söylediği "fiîli son" şarkısındaki hali. Beden, (sevgilinin başına dayanmış baş dahil) salonda, fakat ruh salonun sınırlarını delip geçen gözlerin anlattığı kadarıyla "enaz şehirlerarası" bir sevgilinin hülyasının arkasında ve bizden çok çoook uzakta...
İki perdelik işkence, 4 kişilik aileye 80 TL ye. Sudan ucuz...
Oyundan sonra çocuklu bir çift arkadaşımızda geçirdiğimiz yenileyici saatlerden sonra eve geldik. Çocuklar uykuya geçerken mutad olduğu üzere günlük deneyimlerimizin olumlu yanlarını ön plana çıkaracak paylaşımlar yaparız, bugüne dair paylaşımımız tiyatro salonunun ne kadar "büyük" olduğu ve Erkan Amcalara yeniden gitmenin zevkli olacağı şeklindeydi.
Neyse ki günün sonunda içimi ısıtan şu güzel fotoğrafı çekebildim:
İyi uykular gece uykusunun masum silueti...
