Okullar tatil oldu, deniz seferleri iptal oldu; çocuklar-anneler-babalar evde kaldılar. Semtimizde değilse de kentimizde ulaşım oldujkça sekteye uğradı, rivayete göre TEM otoyolu 13 saat boyunca aralıklı hizmet verdi.
Ülke gündemimiz; söylemeden geçemeyeceğim, ceberrut bir yönetimi pekiştirecek kanunu meclisten, karşı duran milletvekillerine dahi saldırarak geçirmek isterken hergün yeni şiddet, ölüm, acı, gözyaşıyla hemhâl ve yoğun.
"One billion rising" kadına karşı şiddete karşı heryıl tüm dünyada aynı anda yapılan bir etkinlik, ülkemizde yankıları bu kez farklı oldu, yöneticilerimiz sağolsun.
Kadınlar canice öldürülürken, bu korkunç manzarayı fiziken örterek "iyi"leştirmekte olan kar bu kez de kentin göbeğinde "kan" a bulandı. Kartopu oynayan bir insan bir esnafın bıçak darbesiyle can verdi. Toplumda, "baş"larca sık sık örnekleri verilen şiddet, toptan bir tutum olarak toplumu sarar, etkisi adeta boğazlarımızı bir yumru gibi tıkarken sadece güzel şeyler yazmak kifayetsiz daha da doğrusu "acaip" kalıyor. Bir kelâm etmek farzdı, bebekevimizin hikayesine kısacık bir ara verdim.
Bu kış "kış"lığını yaşattı bize, kentin merkezinde bile. Daha iki hafta önce şehrin deniz kenarı semtlerinde kendinden kazanılmış alanları denizin adeta yeniden almaya çalıştığı, kentte hayatı sekte eden bir lodos fırtınası yaşamış, fırsatı ganimete çevirip,
sahile koşup bizi kovalayan dalgaların tadını çıkarmıştık.
İklim olayları çocukların ve çocuklarla gündemimizde oldukça yer tutuyor. Rüzgar, yağmur, fırtına,kar gibi birden çok duyuya hitabederek bizleri kuşatan bu olaylar Pelin ve Sinan'ı daha da çok etkiliyor, büyütüyor. Yeni kelimeler, kavramlar öğrenmenin, nedensellik ilişkileri kurmalarının bir kolaylaştırıcısı oluyor bir bakıma. Bir yandan da değişen doğa olayları ile yepyeni oyun alanları buluyoruz. Rüzgarın sesini taklit edelim, dalgalardan kaçalım, karların üzerinde zıplayalım, "ev kartopusu" oynayalım, kızak kayalım gibi...
Bunlar olurken kimi anlar -ne denli abartılı- koruyucu ebeveynlik yaptığımı farkediyorum. Sözgelimi bekevimizin ve mevsimin ilk karı, harika "toz" kardı, çocuklar bol bol ve hiç üşümeden oynadılar, geçen haftaysa "sulu" kar yağdı. Pelin bir önceki seferki tecrübesiyle karlara atlayıp oynadı. Elleri kısa zamanda ıslanan eldivenlerin içinde üşüyünce bir anda "anne üşüdüm, ellerim acıyor" diye yaygarayı bastı. Bu tamam da, onu bu hissin geçeceğine, ısındıkça iyileşeceğine ikna edemedim ve dakikalarca panik halinde ağladı. Çok koruyucu olmaktan kastım bu, onlara zorluklara katlanabilme yetilerini köreltmeyecek kadar destek olmak yeter olmalı.
Bu seferki kar, şehri her anlamda değiştirdi, 24 saati geçen bir süre boyunca aralıklı fakat çok etkili bir biçimde yağdı. "Kar sağnağı" nı da öğrendim bu vesileyle. Eğer gökyüzünün üst katmanları ile yeryüzü arasında büyük bir sıcaklık farkı varsa olurmuş bu, kar yağarken gök gürledi sık sık. Hasta olmalarına rağmen çocukları sıkıca giydirip fırsat buldukça dışarı çıktık.
Bu seferki kar, şehri her anlamda değiştirdi, 24 saati geçen bir süre boyunca aralıklı fakat çok etkili bir biçimde yağdı. "Kar sağnağı" nı da öğrendim bu vesileyle. Eğer gökyüzünün üst katmanları ile yeryüzü arasında büyük bir sıcaklık farkı varsa olurmuş bu, kar yağarken gök gürledi sık sık. Hasta olmalarına rağmen çocukları sıkıca giydirip fırsat buldukça dışarı çıktık.
Bu süre boyunca o kadar çok kar yağdı ki yollarda 20 cm yi aşkın kar birikti, sokaklarda pekçok ağaç yıkıldı, dalları kırıldı. Doğa kendini yeniledi, ilginc görüntüler ortaya çıktı. Burası evimizin önü, kırılmış çam dallar kaldırımı tamamen kapattı.
Akşam Alman yapımı muhteşem dengeli şu kızakla Pelin'i yedekte çekerek yürüyüş yaptık. Her ikimiz için de çok zevkli oldu, kızağın ucundaki ipten tutup fazla bir güç harcamaksızın Pelin'in eğlencesini kendim için spora dönüştüdüm.






