Tamam belki abarttım ancak soğuk bir kıştan sonra, halâ serin bir Haziran gününde İstanbul'a bu kadar yakın fakat bu kadar ıssız ve bâkir bir yer bulabilir misiniz? Kısa tatilimizin gövdesini anlatmak başka bir yazının konusu olacak. Şimdi bir yol restoranı hikayesi var elimde.
Perşembe sabahı erkenden arabamızla yola çıkıp Tekirdağ yakınında "Sinanın rüyası"nda durakladık. Çok erken uyandıklarından birer kutu sütle yetinen Çocuklarımız zaten kısa süre sonra uykuya daldılar. Sinan yolda "anne gideceğimiz yerde hayvanat bahçesi var mı" deyince aramızda gülüşmüştük. Babamız yol kenarında bir restoran görmüş ben de uyurken, uyanıp gördüğüme inanamadım. Akla yakın gelmiyor ama restoranın kurulduğu arazide koca bir uçak gövdesi tüm heybetiyle duruyor. Öyle ki kanatların altı masa ve sandalyelerle donatılmış gövdesinin altında ise bir bar mevcut.
Çim ve kum çok geniş alanlar çocuklar için cennet gibi. İyi durumda olmasa da salıncakla kaydıraktan oluşan bir çocuk oyun parkı var.
Bu koca alana girdikten hemen sonra, genellikle kanatlıların ve evcil hayvanların bulunduğu bir hayvanat bahçesi bulunca düşündük "Sinanın rüyası"na geldiğimizi. Durun! Rüya henüz bitmedi. Halihazırda kullanılan arazînin genişletilmesi için bir buldozer çalışıyor...Sinan hayranlıkla bu çalışmayı seyretti. Derken bizim hayvanlarla ilgilendiğimizi gören restoran çalışanları buldozerin arkasındaki alanı işaret ettiler oraya doğru seyirttiğimizde gördüğümüzü tahmin edemezsiniz. Bir at, bir eşek bunlar ne ki diyenlere:




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder