16 ay aralıkla doğan iki çocuğumuz hızla büyüyor. Kimi zaman geldikleri gelişim noktaları bizi şok ediyor. Geçen gün Sinan gün içinde üstüste yaptığı haylazlıklar yüzünden kendisini azarlayan teyzesi için "bildiğini okuyor" dedi, küçük dilimi yutacaktım.
Sinan daha büyük olduğu halde Pelin biberondan erken mahrum kalmasın diye onun hazır olduğu zamanı bekledim bunu yapmak için. Her ikisi biberon vermediğim 2 gece boyunca oldukça zorlandılar, Sinan bana bayağı eziyet etti, ağlamalarına dayanamayan babamız kızıp köpürdü onu da ayrıca sakinleştirmek gerekti. İlk gece uzun uzun ağladılar, gece uykularından uyandı, kızdı-bağırdılar.
Çocuklarımı büyütürken öğrendiğim bir şey var: sağlıklı bir ortamda büyüyorlarsa çocukların terketmeleri gereken nesne ve alışkanlıklardan kurtulmaları zor olmuyor. Ebeveyn olarak bize düşen onların hazır olduğu zamanın işaretlerini takip etmek ve onlara "önderlik" edebilmek. Asla da aceleci olunmamalı. Örneğin "Emziği yakında bırakacaksın çünkü okula başlayacaksın" ya da "Biberon bebeklerin kullandığı bir şeydir, sense artık büyüdün" ile hazırlama faslı ağırdan alınıp onları sıkmadan ve zorlamadan fakat yeterli sıklıkta gittikçe ve daha sık olacak şekilde uygulanmalı. Biraz nabız tutmak … Bir de ebeveyn kararlılığı gerekli. Yani, yola çıkarken veda kararını benim de net biçimde vermiş olmam gerekiyor; çocuklar ödün vermeyeceğimi bilmeliler… Bana en zor gelen Pelin'in emzik bırakması süreci oldu yine de.
Bu sözde bir çim biçme makinesi, yürüme için istekli fakat yeterli dengesinin olmadığı zamanlarda çocuklar için büyük bir destek ve eğlence kaynağıydı.
Bunun gibi örnekleri hergün duymak mümkün bizim için ama bu insanın şaşkınlığa engel olmuyor. Pelin'in de bir anne kadar şefkatliliği var ki bu aralar tepe yaptı ve bu kadar *büyüklük" ü de oldukça şaşırtıcı. Abisinin kendisine yaptığı fizik ve psikolojik tacizin tam aksiyle o abisini heran ve her şekilde koruyup kolluyor. Henüz üç yaşında bile değil. Bunları nasıl beceriyor hangi repertuardan çıkıyor bu davranışlar?
Pelin geçen hafta emziği bıraktı. Çok kolay olmadı onun için ama dayandı. Her gün özellikle uykuya yatarken emziğini istiyor ve bazen de alıyor biraz emip geri veriyor. Yani büyük bir olgunlukla kabul ediyor başına geleni. Bırakma manevramdan hemen önceki gün babalarından Pelin'i emzikli fotoğraflamasını istedim. Şu attaki ençok aklımda kalmasını istediğim: Pelin emzikle hemhâl olmuş, artık silikonu delinmiş olduğundan azı dişleriyle ısırıp dizginleyebildiği halde ağzının boş kısmıyla kâh gülüyor kâh konuşuyor.
Daha yakın zamanda, 3 hafta önce uyku öncesi sütü için halen kullandıkları biberonları kaldırmıştım. Sterilizatör ve göğüs pompasının çoktaaaan atmam gereken parçasını da biraraya topladım. Sanırım zihnim beni rasyonele doğru itiyor, bu hızlı temizlik çabası başka türlü açıklanabilir mi?
Çocuklarımı büyütürken öğrendiğim bir şey var: sağlıklı bir ortamda büyüyorlarsa çocukların terketmeleri gereken nesne ve alışkanlıklardan kurtulmaları zor olmuyor. Ebeveyn olarak bize düşen onların hazır olduğu zamanın işaretlerini takip etmek ve onlara "önderlik" edebilmek. Asla da aceleci olunmamalı. Örneğin "Emziği yakında bırakacaksın çünkü okula başlayacaksın" ya da "Biberon bebeklerin kullandığı bir şeydir, sense artık büyüdün" ile hazırlama faslı ağırdan alınıp onları sıkmadan ve zorlamadan fakat yeterli sıklıkta gittikçe ve daha sık olacak şekilde uygulanmalı. Biraz nabız tutmak … Bir de ebeveyn kararlılığı gerekli. Yani, yola çıkarken veda kararını benim de net biçimde vermiş olmam gerekiyor; çocuklar ödün vermeyeceğimi bilmeliler… Bana en zor gelen Pelin'in emzik bırakması süreci oldu yine de.
Çocuklu evimizin çöp eve dönmemesi için bir de oyuncak ve kitapların ayrılıp yararlı olacakları noktalara ulaşması gerekli. Pekçok kez çocukların zevkle oynadıkları, kuvvetli anılar yaratmış oyuncakları vermek güç oluyor. Pelin karnımdayken Sinan'a Amerika'dan aldığım şu oyuncak gibi:
Bu sözde bir çim biçme makinesi, yürüme için istekli fakat yeterli dengesinin olmadığı zamanlarda çocuklar için büyük bir destek ve eğlence kaynağıydı.
Çocuklar büyüyor, artık o yumuk yumuk bebekler değiller, bu hem güzel hem de hüzünlü...Bebekliği temsil eden nerdeyse son şeyler de yaşamamızdan çıktı. Kimilerini hatıra niyetine saklıyorum:Pelin ve Sinan'ın son emzikleri ve Sinanın fotoğraftaki tavşanlı biberonu gibi.
Abisinin düşkünlüğünü Pelin de bilir yanlışlıkla bu biberonu ona versem koşarak abisine teslim ederdi. Sanki tavşanlı biberon dışında süt süt değildi Sinan için. Süt içmemelerinden bile korktum biberonu terk ederken ama; boşunaymış. Renk renk pipetlerle yine eski zevkiyle içiyorlar.
Şimdi bu objeleri topluca veda etmek üzere bir kenara ayırdım. Kaç gün oldu ama hala elden çıkaramadım.
Şimdi yazarken bile içimde hüzün var. Bebeklik bitti... Evde ARTIK bebek yok. Bunu onlar da fark ediyor olmalılar ki dün benden bir erkek bir de kız bebek kardeş istediler. Sinan bebekle ne yapacağını sorduğumda şöyle dedi: Altını değiştiririz; çiş yaparsa ben, kaka yaparsa sen...
Şimdi yazarken bile içimde hüzün var. Bebeklik bitti... Evde ARTIK bebek yok. Bunu onlar da fark ediyor olmalılar ki dün benden bir erkek bir de kız bebek kardeş istediler. Sinan bebekle ne yapacağını sorduğumda şöyle dedi: Altını değiştiririz; çiş yaparsa ben, kaka yaparsa sen...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder