24 Şubat 2015

Kış oyunları: Alternatifler devam

Kentte yaşanan yoğun kar yağışının ertesi günü şu fiyakalı çekçek kızağı bulup almış heyecan icinde eve koşmuştum. İlk işimiz bebekevi bebeklerini bindirmek oldu.


Pelin'i bindiirip wallası(uzakdoğuda çekçekin "çekici" sine böyle deniyor) olmuş, önce otoparkta gezinmiş sonra da caddeye çıkmış, ona eğlence bana sellülit tedavisi olacak uzunca ve yer yer zorlu bir kar yürüyüşü yapmıştık. Her ikimiz de çok eğlendik.  
Bundan bir gün önceki karlı günün akşamüstü babası Sinan'ı jimnastikten aldıktan sonra evin bahçesinde kardan adam yaptılar. Sinan bunlarin biri ben biri Pelin dedi. Her oyun bir hayat dersi gibi;


burnu yaparken burun yapmanın "Kardan adam yapalım burnuna havuç takalım"ı söylemek kadar kolay olmadığını hatta burun yaparken çok zorlukla yapmış oldukları gözlerin düştüğünü dolayısıyla atasözlerinin de boşa söylenmediğini anlamış oldu. Bakın ne aktivite! Eğlenirken hem deneyimsel hem metoforik öğrenme var içinde.
Onlar dışarıda oynarken Pelin abisinden aldığı beta enfeksiyonu (halihazırda ikisi de antibiotik almaktalar) ile 39 dereceyi bulan ateşle evdeydi. Karda oynayamayan kardeşi için Sinan karı eve getirdi. Evin giriş holüne plastik bir torbayla taşınan karla ikisinin oyun isteği de tatmin oldu.


"İthal" karla yapılmış kardan adamıyla konuşan Pelin' in arkasında Sinan ideal bir bebekevinde olacağın aksine yerleri yalıyor, babasının kamerası yakalamış. Boğazı hastayken dondurma vermiyoruz, çocuk yerdeki bakteri yükü ile birlikte kar yalıyor, hastalıktan kaçamazsınız, bir sonraki garanti der gibi.
Çocukların karla ayrılmaları kolay olmayacak gibiydi çareyi karın doğal olarak "ne" olduğunu göstermekte buldum. Onlar için önemli bir fizik dersi de oldu. "Ergime"
küvette;


ve lavaboda


Bu onları kardan biranda koparmaktan çok daha doğal oldu.
Bilirsiniz; Türk çocuğu üşür. Üşür ve üşütüp hasta olur. Hasta olan çocuk da evde tutulur. Ben çocuklar kendini iyi hissediyorsa yorucu olmayan aktivitelere engel koymuyorum. Türk annesi de bu kuraldan muaf değil: üşür ve hasta olur. Ben de bunu doğruladım belki de hayatımda ilk kez. Pelin'le çekçekli kızakla yaptığımız geziden 36 saat geçmeden ben ciddi şekilde hastalandım. O gün güç de olsa işe gittim, çalıştım. Ancak ertesi gün pazardı ve ben yataktan kalkmam imkânsız hale gelecek kadar hasta oldum. Kas ağrısı, başağrısı, halsizlik hâd safhadaydı. Zorunlu istirahatim bugün de sürdü. Dedim ya Türk anne de soğukta  kaldığında hastalanır. Hastalığını gerek hekim oluşu gerekse dünyanın özellikle daha batısında böyle bir referansın olmayışı yüzünden ona bağlamasa da, Özbek yardımcısı hatırlatır: "Siz o gün karda üşüdünüz abla, ondan oldu"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder